İğfal kabiliyeti

İğfal kabiliyeti

ASLINDA suç yöntemi uzun süredir deneniyordu; çağın gelişimine göre teknoloji yeniledi. 
Bir süre önce Şanlıurfa’nın bir köyünde kurdukları telefon sistemiyle Batı’daki eğitimli insanları nasıl dolandırdıklarını Habertürk’e keyifle anlatmışlardı. Prof. Dr. Canan Karatay’ın da başına gelmesiyle, süregelen suç bir daha anımsandı; o kadar.
İlginçtir Prof. Dr. Karatay’ın başına gelenlerin televizyonlarda anlatıldığı dakikalarda, bir arkadaşımın anne babası da “hipnoz edilmiş gibi, her şeyin farkında olarak” aynı yöntemle dolandırıldı.
Peki, suç çeteleri TCK’nın dolandırıcılıkla ilgili 157’nci maddesinin şu ağır hükmüne rağmen suçu nasıl sürdürebiliyor?
“Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendine veya başkasına yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası verilir.”

OLABİLİRLİK SINIRI

Ceza Hukuku Profesörü ve Polis Akademisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Vahit Bıçak’a dün bu soruyu yönelttiğimde şu ilginç tespitle söze başladı:
“Bunlar insanlarımızın, her an her şey olabilir duygusuyla davrandığını gösteriyor…”
9. Cumhurbaşkanı Demirel’in, “Sabah kapıyı çalanın sütçü olduğundan emin olunan rejim demokrasidir” sözünü anımsatıp ekledi:
“Hayatta şu olur, bu olmaz sınırının kalktığını; hayatın istikrarının, olabilirlik sınırının olmadığını gösteriyor. En eğitimlimiz bile ‘olamaz’ denilen şeylerin ‘olabileceğine’ inanmaya başladığı için kandırılabiliyor…”

GEÇERLİ ALDATMA

Prof. Bıçak, bu dolandırıcıların kısa sürede yargının elinden kurtulduklarını da söyledi.
“Çünkü profesyonelce yapıyorlar” deyip anlattı:
“Suçun oluşması için kullanılan yöntemin, hileli davranışın da insanı kandıracak düzey ve inandırıcılıkta olması gerekir. Makul olmayan, beş yaşındaki çocuğun bile kanmayacağı yöntemler suç oluşturmaz. Aynen çikletten çıkan sahte para gibi… Çünkü doların rengi yeşildir. Kırmızı renkli dolar olmayacağı gibi, bir kişi hakkındaki soruşturma yargı kararı olmadan kapatılamaz; 155 Polis İmdat hattı para isteyemez, oraya da para transferi yapılamaz. Onlar da bu yöntemleri kullanıyor, suçtan kurtuluyor.”
Hukukta buna “iğfal kabiliyeti” denildiğini belirtip sözlerini sürdürdü:
“Suçun oluşması için sahteliğin anlaşılamamış olması, yani iğfal kabiliyetinin bulunması gerekir. İğfal kabiliyeti yoksa suç oluşmaz, sanık beraat eder veya çok az cezayla hapse girmeden kurtulur. Onlar da profesyonelce, inandırıcılığı zor yöntemlerle bu işi yapıyorlar. Dolandırıcılık suçunun oluşmasını engelliyorlar. Aldıkları düşük cezalardan kurtulmak için de insanları davalarından vazgeçiriyorlar.”
Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ise sorunun çözümünün yargıçlarda olduğunu belirtti.
“Eğer hileli durum söz konusuysa, iğfal kabiliyeti aranmamalı, yargıçlar uygulamalarıyla sorunu çözmeli” dedi.
Yargı ne yapar bilmem…
Ancak bu soyguna son verecek içtihat geliştirilmezse daha çok kişinin canının yanacağını, yapanın da yanına kâr kalacağını söyleyebilirim.

Yorum Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Ceza Muhakemesi Hukuku

Bıçak Hukuk Yönetim Kurulu Başkanı Av. Prof. Dr. Vahit Bıçak’ın eserlerinden “Ceza Muhakemesi Hukuku” …

Av. Prof. Dr. Vahit Bıçak’a ait “Ceza Muhakemesi Hukuku” kitabının 4. baskısı çıktı.

Bıçak Hukuk Yönetim Kurulu Başkanı Av. Prof. Dr. Vahit Bıçak’ın eserlerinden “Ceza Muhakemesi Hukuku” …